MUTLULUK “AN”DA SAÇMALIĞI – KENDİNİ KOŞULLAMA

IMG_5781 (1)

An da kal saçmalığı da nedir? Huzur an da, mutluluk an da dayatmaları? Ne kadar da ezbere yaşıyoruz. An da kalırsam nefes alamam ki ben. Bugünlerde geçmiş güzel günleri daha çok hatırlamaya ihtiyacım var benim ya da yaşanacağını varsaydığım mutlu anlara odaklanmaya. Amansız bir hastalığa yakalandığını yeni öğrenen birine de an da kal diyebilir misin mesela? Ya da sevdiğini henüz toprağa vermiş birine? İhtiyacı olan şey bu mudur gerçekten? An da kalmak mıdır yani? Sen sana iyi gelen an da kal. Kendini kötü hissettiğinde mutlu anlara tutun ki, yeniden gülümseyeceğin gün gelene kadar yaşamaya devam edebilesin.

Benim ülkemde gök kaşını çattı mı mutsuz olursun ama dikkatinizi çekerim sadece benim ülkemde. Bulutlu havalar  hemen modumuzu düşürüverir. Çünkü uzmanlar güneşli hava ile mutluluk arasında güçlü bağlar olduğunu dikte ederler. Takip ettiğimiz yayınlar ve sosyal medya hesapları da bu tarz paylaşımlarla bunu bilinç altımıza işlerler. Güneş ışığı ile gelen melatonin denilen madde, beyinde serotonini yani mutluluk hormonunu uyarır. Yani güneş yoksa melatonin yok, melatonin yoksa seratonin yok. Seratonin yoksa depresyona girersin. Kesin bilgi. Yayalım.

Dünyanın en mutlu ülkeleri bunu bilmiyor olmalı diyeceğim çünkü 2016 Dünya mutluluk raporuna göre; en mutlu ülke olan Danimarka’da Ağustos ayının ortalama sıcaklığı 15 derece. Mutluluk listesinde 78. Sırada olan güzel Türkiye’m gibi 35 derece değil. Onu takip eden diğer mutlu ülkelerde de güneşli gün sayısı parmakla sayılır durumda. Yani sen; sana mutsuz olacağın dayatıldığı için mutsuz oluyorsun. Bence sen sadece kendini dinle. Görmüyor musun tüm bu dayatmalar algımızı yönetmekten ibaret. Beynini niye koşulluyorsun?

Solomon adalarında yaşayan yerlilerin baltayla kesemeyecekleri kalınlıktaki ağaçları üfleyerek devirdiklerini duymuş muydunuz? Durun anlatıyorum… İnanışa göre; her ağacın bir ruh taşıdığı varsayılır. Yerliler baltayla deviremeyeceklerine inandıkları ağacın etrafına dizilerek bir ağızdan kötü söz fısıldayarak ruhu gücendirip ağacı terk etmesini beklerlermiş. Tam da beklendiği gibi kötü sözleri duyan ağaç kurur, kendiliğinden devrilirmiş. Bakınız ağacın bile kötü sözlerden etkilenen bir ruhu var. İnsanların sözlerden nasıl etkilenebileceğini siz hesap edin.

Aslında hepimiz kendi hikayemizi anlatma derdindeyiz. Herkes kendince bir misyon edinmiş. Işık olmaya, önderlik yapmaya çalışıyor. Oysa herkesin gerçeklik algısı başka, değer yargıları başka, acıyla baş etme yöntemi başka. Sende iyi etkiler bırakan şey on da kör kuyulara atılmış hissi yaratabilir. Tecrübe edilmiş duyguları doğru kabul etmek ve kendi hayatımıza tatbik etmeye çalışmak yerine bize iyi gelecek şeyleri hata yapmak pahasına da olsa deneyimlemek zorundayız. Bazıları için acıyla mücadele inkardan geçer. Kimisi acının içinden geçmek yerine etrafında dolanır durur. (Şekil A, Örnek ben) Kimisi ise hemen kabullenip yola koyulur. Herkes o kadar gerçekçi ve güçlü olamayabilir ama hangi yol seçilmiş olursa olsun varış çizgisine ulaştıysan başarmışsındır. Sen yolu  en az hasarla bitirmeye bak. Ben bunu hep bilgisayardaki kısa yol tuşlarına benzetirim. Senin için ctrl+c ye basmak kopyalamak için kısa yol olabilir ama diğeri mause ile copy e bastığında daha hızlı hareket edebiliyorsa onun kısa yolu odur. Diretme. Bırak herkes kendi doğrusunu bulsun. İşte bu yüzden diyorum; insanların sana neyin iyi geleceğini söylemesine izin verme! Mutluluğun sırrı yok. Sen varsın. Sana ne iyi gelecekse öyle davran. Duino Ağıtları’nda Rilke der ki;

“Kalbinde çözülmeden kalan her şey için sabırlı ol. Soruların kendisini sevmeye çalış, kilitli odalar ve yabancı lisanda yazılmış kitaplar gibi. Cevapları şimdi arama. Şu anda cevaplar sana verilmez, çünkü sen henüz onlarla  yaşayamazsın. Bu her şeyi yaşama meselesidir. Şu anda senin soruyu yaşaman gerekiyor. Belki daha ileride, farkına bile varmadan, günün birinde kendini cevabını yaşarken bulacaksın.”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s