NASA UZAY ÜSSÜ’NDE BİR KOCA GÜN

nasa 1

Şu an yaşadıklarımı ağlamadan yazamayacağım. Bu yüzden büyük bir hevesle açtığım bloğuma tek kelime edemez oldum. Sonra kendime dedim ki, sen eski güzel günleri hatırla. Bugünü değil, dünü yaz. Yaz tatilinin de yaklaştığı bugünlerde bolca gezi yazısına ne dersiniz? Ufku açılsın, hayal gücünü beslesin diye götürdüğüm Johnson Space Center Houston NASA Uzay Üssü’nde oğlumdan daha çok keyif almış olabilirim. Gezinin detayları için lütfen yazıya tık tık…

image1 (4)

Oğlumun anaokulunda birinci senesiydi ve hayatında ilk kez mikropla tanışmıştı.  Hastalıktan başımızı kaldıramadığımız bir okul döneminin sonunda ABD yolculuğuna çıkıp çıkmama konusunu son bir hafta kala netleştirebilmiştik. Dolayısıyla erken rezervasyon indirimlerinden faydalanamadığımızdan, bütçemizin biraz üzerine çıktık. O yüzden ilk tavsiyem birkaç ay önceden tatil planınızı yapıp, tüm yol ve konaklama rezervasyonlarınızı önceden gerçekleştirmenizdir.

image1 (2)

Biz tatilimize New York’tan başladık. THY ile direk uçuş yaklaşık 9 saat kadar sürdü. (New York tatilinden daha sonra ayrıca bahsedeceğim)  Maalesef ABD sınırları çok geniş ve eyaletler de birbirine çok uzak mesafede olduğundan ülke içinde uçmak oldukça pahalı. Hele ki bazı dönemlerde ülke içinde yaptığınız yolculuk için Türkiye’den ABD’ye uçtuğunuz rakamdan çok daha fazla ödemek zorunda kalabiliyorsunuz. Biz bu yüzden daha az ödemek adına aktarmalı uçmayı tercih ettik. Normal şartlarda 3.5 saat sürecek yolculuğumuz Dallas aktarmalı olarak gerçekleştiğinden 5 saatten fazla sürdü. Bir de belirtmeden edemeyeceğim American Airlines’la  uçtuktan sonra THY’nın nasıl ultra konforlu olduğunu anlıyorsunuz. Kesinlikle çok gurur verici. Bu aktarmalı bilete sanıyorum 360 dolar ödemiştik. Bir de hep derler ya Avrupalı, Amerikalı emekli olunca dünyayı gezer, bizimkiler ay sonunu zor getirir diye. İnanın öyle bir şey yok. Keşke ABD’li hostesi görebilseydiniz. Evde oturup torunlarını seveceği yaşta ama çalışmak zorunda. Yalnız işine müthiş hakim ve çok da iş bitiriciydi. Biz biletimizi son dakika aldığımız için yan yana bos koltuk bulamadık. Dolayısıyla oğlum başka bir koltukta ben başka bir koltukta oturuyorduk. Düşünsenize 5 saat uçacaksınız ve 5 yasındaki çocuğunuz hiç tanımadığınız insanlarla yolculuk edecek. Birazdan muhtemelen uykuya dalacak ve yanında oturanın üstüne yığılıp kalacak. Kafamda kurduğum bir milyon senaryonun hangisinden bahsedeyim. Allah’tan hostesimiz herkes yerine yerleşip de gerekli uyarılarda bulunduktan hemen sonra, yolculara durumdan bahsedip; ikna ederek bizi yan yana oturtmayı başardı. Amerika gibi kuralları iyi oturtulmuş bir memlekette, adamın kendi numaralı koltuğunu terk etmesi cidden mühim bir olay. İşte kriz yönetimi diye ben buna derim. Tamam tamam sustum, Nasa’dan bahsedecektim değil mi?

image5

NASA’daki gezimiz üs içinde yaklaşık 1 saat sürecek bir tramvay gezisiyle başladı. Aynı zamanda tramvayı kullanan rehberimiz eşliğinde süren gezide, en dikkatimi çeken şey; bahçede otlayan ineklerdi. İnsanın NASA deyince haklı olarak kafasında farklı resimler beliriyor. Gerçi ineklerin otladığı çayırlık arazinin NASA’ya ait olduğunu iddia etmiyorum, üs’ den tamamen bağımsız da olabilir. O anı niye fotoğraflamadım bilmiyorum. NASA içinde gerçekleştirdiğimiz tramvay turunda dikkatimi çeken şeylerden biri de hayatını kaybeden astronotlar için yerleştirilmiş plakaların her birinde tek tek durmamız oldu. Üssün içinde ise, uzaya fırlatılan bir roketin içinde olabilecekler hakkında bilgi alabileceğiniz bir simülatörden tutun da astronotun gün içinde yaşadığı rutin hayatını görebileceğiniz bir sunuma kadar her şey düşünülmüş. Halen personel eğitim ve araştırma merkezi olarak hizmet verilen NASA’da, eğitim gören astronotların eğitim alanlarını ve eğitim araçlarını görme şansına erişebiliyorsunuz. Ama en çok neyden keyif aldın diye soracak olursanız kesinlikle uzaya fırlatılmış hatta aya kadar ulaşmış roketleri görmek diyeceğim. Tabii bu keyif bana ait. Canım oğlum alanı panik bir halde gezdi. Geçenlerde kendisiyle yine NASA, füzeler ve bilim adamları hakkında konuşuyorduk. Emir’in gezi boyunca “anne biz buradayken füzeleri ateşlerler mi?” diye panik oluşunu anımsayıp güldük. Üs içinde dikkatimi

çeken bir diğer şey ise; yine rehberimizin yaşının da hostesimiz gibi oldukça geçkin olmasıydı. Rehberimiz, bir uydunun dünyanın etrafında saniyede 8 km hızla döndüğünü ve bu şekilde yerçekimine karsı konulduğunu söylemişti. Daha da ilginci astronotlar uyduda her 45 dakikada bir, gün doğumu veya Gün batımına şahit oluyorlarmış. Gün doğumu ve gün batımlarını aşkla seyreden biri için tam benlik bir meslek diyeceğim ama ne yazık ki klostrofobim buna engel. Bu işi kabul edemeyeceğim. Sorry sorry… Bu arada Mars’ın atmosferi daha seyrek olduğu ve yapısında yoğun miktarda demir oksit olduğundan gün batımında gökyüzü mavimsi bir renge bürünürmüş. Gökyüzünün zaten mavi olduğu düşünüldüğünde, (Mars’ta öyle mi bilmiyorum)güneşin batmakta olduğu nasıl anlaşılıyor ki? İyi ki Mars’ta yaşamıyorum.

image1 (3)

Ben Oylum Talu’nun kendi sunduğu bir programda, gerçekleştirmiş olduğu NASA ziyaretini anlatmasıyla birlikte aşka geldim. O gün artık ne kadar çok dilemişsem

gelip görmek nasip oldu. Umarım bende size ilham verebilmişimdir. Tatil alışkanlıklarınızın biraz dışına çıkın derim. Kesinlikle yaşanması gereken bir deneyim.

Esasen konakladığımız otelden, NASA’ya nasıl ulaştığımızdan ve tatilin maliyetinden bahsedecektim ama  konu çok uzayacak. Houston yazımda artık bu ayrıntılara da yer vereceğim. Herkese selamlar.

image3 (1)

NASA UZAY ÜSSÜ’NDE BİR KOCA GÜN” için 2 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s