CEVAPLAR SENDE

 

IMG_2816.JPG

Mehmet Emir öksürmeye başlayınca, sınıf arkadaşlarını da riske etmemek için okula göndermedim. Evde sıkılmaya başlayınca da hadi dedim ne seviyedesin bir görelim. Ben mutfağı toplarken sen de söylediklerimi yaz… Ben söyledim, o yazdı… Başladık dikteye…

Benimle parkta oyun oynar.

Beni müzeye ve sergilere götürür.

Hasta olduğumda beni bir an yalnız bırakmaz.

O kadın benim annem ve…

Hadi dedim son cümle sana ait, içinden ne geçiyorsa yaz. Aynen şöyle yazmış;

Ben de sosisliyi çok severim.

Yani diyeceğim şu ki; kız evlat şart.

Şaka bir yana evlat dünyadaki cennet.

Çok çocuklu arkadaşlarımdan en çok duyduğum cümle, hiçbir çocuğunun birbirine benzemediği yönünde. Oysa “hepsini ben yetiştirdim” diyor. Bir kardeş ne kadar gerginse diğer kardeş bir o kadar dingin, biri ne kadar yıkıcısıysa diğeri o derece derleyip toparlayan ya da biri ne kadar dağınıksa diğeri oldukça düzenli olabiliyor. Aslında çocukların bu davranışlarında da tuhaf bir denge var, birbirlerini muhteşem bir şekilde tolere edebiliyorlar. Ama fıtratları ne olursa olsun her çocuğun dünyası ailesinin ona çizdiği çemberin çapı kadar. Dünya görüşü, doğru algısı, inancı, bakış açısı… Bizse fikrini benimsediğimiz bir uzmanın görüşünü alıp tüm çocuklarımızda uyguluyor ve en büyük yanılsamayı da hepsinden aynı sonuçlar bekleyerek yaşıyoruz.

Bilim otoriteleri tarafından kabul görmüş pek çok görüş ve tez yabancı kaynaklı ve ülkemiz kültürüne adapte etmek çok da kolay değil. Ayrıca kendi içlerinde de çelişebiliyorlar. Mesela bir uzman çocuğun spor yapmasını, doğru ve etkin düşünme, sosyalleşme ve özgüven açısından önemli olduğunu söylerken bir başka uzman insanların zeki olmasını sağlayan faktörün beyin ve kas arasında yapılan tercih olabileceğini söylüyor. İnsanı zeki kılan değişim kaslara harcanan enerjinin beyne aktarılması ile olabilir diyorlar. Bu yüzden tek bir doğru olduğuna inanmıyorum. Dün akşam oğluma içirdiğim ilacın reçetesinde şöyle bir uyarı vardı; bu ilaç kişisel olarak sizin için reçete edilmiştir başkalarına vermeyiniz. İşte tam olarak anlatmak istediğim şey bu. Her ne kadar aynı toplum içinde etkileşim içinde de olsak çocuğumuz bizim birer yansımamız. Bizim kaygılarımızı taşıyor ve bizim penceremizden bakıyor. O yüzden her doğru kabul edilen görüş bizim çocuğumuza uygun olmayabilir. Yetiştiren biziz, doğru cevap bizde.

Umarım kendine yetebilen, kendini bilen, hem kendisine hem çevresine faydalı bir birey olmayı başarabilmiş, popüler kültürün çok uzağında ama güncel olmayı başarmış, kendi fikrini dayatmadan yeni fikirlere de şans veren, prensipli ve mutlu çocuklar yetiştirebiliriz. Doğan Cüceloğlu’nun da dediği gibi sizin kucağınızdaki çocuk aynı zamanda bu ülkenin geleceği. Kolaylıklar dilerim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s