SORUNU KENDİNDEN BİL

emir ben austin

Talha Uğurluel’in bukalemun beslediğini duymuş muydunuz? Diyor ki; bukalemun dünyanın en yavaş canlılarından biridir. Bir adım atarken 10 dakika düşünür. Dünyanın en yavaş canlısı olan bukalemun aynı zamanda dünyanın en hızlı diline sahiptir. Öyle ki fırlatma hızı bir jet motorununkinden daha hızlıdır. Böylelikle hareket halindeki canlı böcekleri kolaylıkla avlayabilir. Bu yavaşlıklarıyla büyük yılanlar ve yırtıcı kuşlar için çok da kolay bir yemdir ancak derilerinin üzerinde bulunan on binlerce renk pigmenti sayesinde çok kolay kendilerini kamufle edebilirler. Hem de; hem renk, hem desen, hem de sekil olarak.

Düşünsenize yaradılış olarak çok yavaş ama sahip olduğu dil sayesinde aç kalmıyor, kamuflaj yeteneği sayesinde başka canlılar için yem olmaktan korunuyor. Kendini koruyabildiği ve hayatını idame ettirebildiği müthiş bir savunma mekanizmasıyla doğuyor. Simdi gel de heyecan duyma! Her bir canlı bambaşka özellik ve meziyetlerle donatılırken Yüce Allah bize sonsuz sayıda bilgiyi depolayabilecek güçte bir beyin veriyor. Hayatını devam ettirebil, kendini koru, tüm canlılarla etkileşim içinde ol ve birlikte yaşayabil diye. Kendimi de katarak söylüyorum başaramıyoruz. Egomuz her şeyin önünde…

Şimdi size bir hikaye anlatacağım; Oğlum daha küçüktü ve biz uzun bir uçak yolculuğuna çıkmıştık. Yolculuk sırasında birkaç defa hostes tarafından gürültü yapmamamız hususunda uyarıldık. Çünkü hemen ön koltuğumuzda oturan İsrail asıllı Amerikalı bir çift rahatsızlık belirterek bizden şikâyetçi olmuştu. Sonrasında yine bu çift sanki hostesi 3 defa başımıza göndermemiş gibi dostluk kurmaya çalışıyordu. (Kendisine içten içe diş bilesem de Türk nezaketinden ödün vermedim.) Hele ki anlatırken, mutlu olduğu anları hafızasına geri getirip tekrar yaşaması, heyecanı, coşkusu müthişti. Bir yandan gözlerimi kocaman açmış dinlerken bir yandan da hostesin kurduğumuz bu dengesiz ilişkiyle alakalı ne düşündüğünü merak edip durdum. Tam 4 saat boyunca Beren Saat hayranlığını, tüm detaylarıyla ülkemizde gezdikleri noktaları ve daha bir sürü  şey anlatmışlardı. Nice sonra anlayacaktım ki, olayı kişisel algılayan bendim. Sorunu benimle değildi. Amerikalı çift mevcut durumu eleştirmişti, bizi değil. Hem kim ister ki 14 saat boyunca arkasından koltuğunu çekiştiren bir çift eli?

Ne yazık ki eleştiriye kapalı bir milletiz ki ben de öyleyim. Takdir etmeyi bilmeyen bir zahmet eleştirmesin de. Bir insandan sadece eleştiri almak inanın  kalben çok yorucu. Hele ki benim gibi hassassanız. Bedenim hemen bir yerden sorun üretmeye başlıyor. Sonra doktor ve hastane süreçleri… Ancak kişisel algılamamam hususunda iç sesim hiç durmadan beni uyarıyor. Geçen gün Kanıt dizisinde şöyle bir replik geçmişti; “hiçbir şey apaçık görünen kadar aldatıcı değildir” diye… Kafanda kurmak ve belki de olmayan şeyleri senaryolaştırmak yerine ara ve sor bir sorun mu var diye. Unutma öfke en çok da sana zarar veriyor. Sanırım Japon Bilim Adamı Masoru Emoto’nun su deneyini hepimiz biliyoruz. 4 elementten etkiye en açık olanı su ve Masoru Emoto suyun moleküler yapısını ve bu yapıyı etkileyen şeylere merak salıyor. Sonrasında suya zihinsel uyarılarda bulunarak, mikroskop altında bunu fotoğraflıyor. Sonuç şöyle; sevgi ve Şükran suya yansıtılınca en harika kristaller oluşuyor. Kötü sözler duyan su kristalleri ise kargacık burgacık şekiller oluşturuyor. Yaşadığımız iklime, yaşa ve ırka göre değişmekle birlikte vücudumuzun yaklaşık %70’i sudan oluşuyor. Şimdi düşünün bir insana söyleyeceğiniz bir söz nelere sebebiyet verebilir?

Allah aşkına siz kendinizi ne zannediyorsunuz? Neden kendinizi bu kadar önemsiyorsunuz? Neden her söyleneni üstünüze alıp sonra insanları hasta ediyorsunuz? Dünyanın odak noktası siz misiniz ki?  dünya sizin etrafınızda mı dönüyor ki? Başka işiniz mi yok?

Daha gecen gün okumuştum Dr. Ümit Aktaş zihinsel ve bedensel hastalıkların birbirinden ayrı tutuluyor ve ayrı değerlendiriliyor olmasını eleştirmişti. Hatta bugün dünyada kanser hastalarının en çok tercih ettiği merkezlerden biri olan Houston’daki MD Anderson Kanser Merkezi de bu savı destekliyor. Burada ilk verilen şey psikolojik tedavi. Kemoterapi ve radyoterapi seansları sonrasında başlatılıyor. (Dilerseniz detayları NTV.com dan okuyabilirsiniz.)

Nasıl bir eğitim aldığınız, yaşam şartlarınız, aile yapınız, ilişkide olduğunuz toplum olumlu veya olumsuz anlamda nasıl olursa olsun herkesin gece kafasını koyduğunda yastığını ıslatan bir derdi, çözümleyemediği bir sıkıntısı var. İşte bu yüzden şartlar ne olursa olsun hayatın çok adil olduğuna inanıyorum. Hiç kimse için musmutlu bir yaşam yok. Herkesin derdi kendine yeter o yüzden sen sorunu kendinden bil, kendi içine dön güzel kardeşim. Selametle…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s